Müstakîm  Konulu Hadis-i Şerifler

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِى مَرْيَمَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنِى إِسْحَاقُ بْنُ أَسِيدٍ عَنْ أَبِى حَفْصٍ الدِّمَشْقِىِّ عَنْ أَبِى أُمَامَةَ يَرْفَعُ الْحَدِيثَ قَالَ « اسْتَقِيمُوا وَنِعِمَّا أَنْ تَسْتَقِيمُوا وَخَيْرُ أَعْمَالِكُمُ الصَّلاَةُ وَلاَ يُحَافِظُ عَلَى الْوُضُوءِ إِلاَّ مُؤْمِنٌ » .

Ebu Ümame (ra)’den rivayet edildiğine göre kendisi hadisi merfu kılarak şöyle demiştir: “İstikametli olunuz. Eğer istikametli olursanız o ne güzel bir şeydir. Amellerinizin en hayırlısı da namazdır. Ve kamil mümin’den başkası namazı muhafaza edemez.”  İM279 İbn Mâce, Tahâret, 4

2-

حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ عَمْرُو بْنُ عَلِىٍّ الْفَلاَّسُ حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِى حَزْمٍ الْقُطَعِىُّ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِىُّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ ( إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا ) قَالَ « قَدْ قَالَ النَّاسُ ثُمَّ كَفَرَ أَكْثَرُهُمْ فَمَنْ مَاتَ عَلَيْهَا فَهُوَ مِمَّنِ اسْتَقَامَ » . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . سَمِعْتُ أَبَا زُرْعَةَ يَقُولُ رَوَى عَفَّانُ عَنْ عَمْرِو بْنِ عَلِىٍّ حَدِيثًا وَيُرْوَى فِى هَذِهِ الآيَةِ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبِى بَكْرٍ وَعُمَرَ رضى الله عنهما مَعْنَى اسْتَقَامُوا .

Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), Fussilet sûresi 30. ayetini okudu da: “Gerçekten Rabbimiz Allah’tır dedikten sonra da, dosdoğru hareket edenlere melekler indiririz de melekler onlara şöyle derler: “Korkmayın ve üzülmeyin. İşte buyurun! Size vaadedilmiş olan Cennetle müjdelenin ve sevinin” şöyle buyurdu: “Herkes bunu söyledi fakat sonradan inkar etmişlerdir. Fakat kim bu inanç üzere ölürse o kimseler dosdoğru yol üzerindedirler.”  T3250 Tirmizi,Tefsîru’l-Kur’ân, 41

3-

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِىُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَاعِزٍ الْعَامِرِىِّ أَنَّ سُفْيَانَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الثَّقَفِىَّ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ حَدِّثْنِى بِأَمْرٍ أَعْتَصِمُ بِهِ . قَالَ « قُلْ رَبِّىَ اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقِمْ » . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَكْثَرُ مَا تَخَافُ عَلَىَّ فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِلِسَانِ نَفْسِهِ ثُمَّ قَالَ « هَذَا » .

Sufyan bin Abdillah es-Sakafi (Ra)’den; şöyle demiştir: Ben; Ya Resulallah! Sıkıca sanlacagim bir şeyi bana anlat (tavsiye buyur), dedim. O: «Rabbim Allah’tir, de ve istikametli ol (yani lslamiyetin dosdogru yolundan sapma),» buyurdu. Ben: Ya Resulallah! Benim hakkımda en cok korktugun şey nedir? diye sordum. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi (mubarek) dilini tuttu. Sonra;. «Bu», buyurdu. (Yani senin hakkında en çok korktugum şey senin dilindir).”  İM3972 İbn Mâce, Fiten, 12

4-

حَدَّثَنِى يَحْيَى عَنْ مَالِكٍ عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْقُوبَ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا السَّائِبِ مَوْلَى هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَهِىَ خِدَاجٌ هِىَ خِدَاجٌ هِىَ خِدَاجٌ غَيْرُ تَمَامٍ » . قَالَ فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ إِنِّى أَحْيَانًا أَكُونُ وَرَاءَ الإِمَامِ قَالَ فَغَمَزَ ذِرَاعِى ثُمَّ قَالَ اقْرَأْ بِهَا فِى نَفْسِكَ يَا فَارِسِىُّ فَإِنِّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « قَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَسَمْتُ الصَّلاَةَ بَيْنِى وَبَيْنَ عَبْدِى نِصْفَيْنِ فَنِصْفُهَا لِى وَنِصْفُهَا لِعَبْدِى وَلِعَبْدِى مَا سَأَلَ » . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم « اقْرَءُوا يَقُولُ الْعَبْدُ ( الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ) يَقُولُ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى حَمِدَنِى عَبْدِى وَيَقُولُ الْعَبْدُ ( الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ) يَقُولُ اللَّهُ أَثْنَى عَلَىَّ عَبْدِى وَيَقُولُ الْعَبْدُ ( مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ) يَقُولُ اللَّهُ مَجَّدَنِى عَبْدِى يَقُولُ الْعَبْدُ ( إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ) فَهَذِهِ الآيَةُ بَيْنِى وَبَيْنَ عَبْدِى وَلِعَبْدِى مَا سَأَلَ يَقُولُ الْعَبْدُ ( اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ * صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ ) فَهَؤُلاَءِ لِعَبْدِى وَلِعَبْدِى مَا سَأَلَ » .

 Hişam b. Zühre’nin azadlı kölesi Ebu’s-Sâib der ki: Ebû Hüreyre’den,Resûlü Ekrem (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim. Bir kimse namaz kılar da, namazda Fatiha okumazsa, o namaz eksiktir, o namaz eksiktir, o namaz eksiktir, tamam değildir.” Ebu’s-Sâib devam ederek der ki: “Bunu işitince Ebû Hüreyre’ye: “Ya Ebû Hüreyre! Bazen imamın arkasında kılıyorum, o zaman da Fatiha okuyacak mıyım?” deyince Ebû Hüreyre kolumu sıktı, sonra şöyle dedi: “Ey İranlı! O zaman da Fatiha’yı sessiz okursun. Çünkü ben Resûlullah (s.a.v.) şöyle derken işittim: “Yüce Allah buyurur; “Namazı (mana bakımından Fatihayı) kulumla aramda ikiye paylaştırdım. Yarısı benim, yarısı kulumundur. Kuluma istediği verilecektir. Resulü Ekrem (s.a.v,) “(Fatiha’yı) okuyun” dedi ve şöyle devam etti: “Kul: Elhamdulillah deyince: “Kulum bana bana sena etti” der. Kul: “Maliki yevmiddin” deyin¬ce, Allah: “Kulum beni övdü ve bana tazim etti” der. Kul; “İyyake nabudu ve iyyâke nestaîn” deyince Allah: “Bu ayet kulumla aramdadır. Kuluma istediği verilecektir” der. Kul “İhdinassıratelmüstakim. Sırâtallezine en’amte aleyhim gayri’l mağdûbi aleyhim veladdâllîn” deyince Allah: “Bu ayetler kuluma aittir. Kuluma istediği verilecektir.” der.  MU188 Muvatta, Salât, 9

5-

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ الْيَمَامِىُّ حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِى كَثِيرٍ عَنْ أَبِى سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ بِمَا كَانَ يَسْتَفْتِحُ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ قَالَتْ كَانَ يَقُولُ « اللَّهُمَّ رَبَّ جِبْرَئِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ اهْدِنِى لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ إِنَّكَ لَتَهْدِى إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ » .

…Ebû Seleme bin Abdirrahman (bin Avf)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Âişe (R.a.)’ya Peygamber (S.a.v.) gece namazına kalktığı zaman namaza ne ile başlardı? diye sordum. Dedi ki: O, (namaza başlayınca) şu duayı okudu: ”Allah’ım! Cibrâil, Mikâil ve İsrafil’in Rabbi! Göklerin ve yerin yaratıcısı, gizli ve aşikâr her şeyin âlimi! Kullarının ihtilâfa düştükleri din konusunda onlar arasında Sen hükmedersin. İhtilâf konusu edilen hakka irâdenle beni hidâyet eyle. Şüphesiz sen dosdoğru yola hidâyet edersin.” İM1357 İbn Mâce, İkâmetu’s-Salavât, 180

6-

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيَّانِ قَالاَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ ثَابِتِ بْنِ ثَوْبَانَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ مَكْحُولٍ عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ أَنَّ أَبَا فَاطِمَةَ حَدَّثَهُ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْبِرْنِى بِعَمَلٍ أَسْتَقِيمُ عَلَيْهِ وَأَعْمَلُهُ . قَالَ « عَلَيْكَ بِالسُّجُودِ فَإِنَّكَ لاَ تَسْجُدُ لِلَّهِ سَجْدَةً إِلاَّ رَفَعَكَ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً وَحَطَّ بِهَا عَنْكَ خَطِيئَةً » .

…Ebû Fâtime’den; şöyle demiştir: Ben, Peygamber (S.a.v.)’e: Yâ Resûllah! üzerine dosdoğru durup işliyeceğim bir ameli bana haber ver dedim. Buyurdu ki: “Secdeye sarıl. Çünkü şüphesiz sen Allah Teâlâ’ya bir secde etmezsin ki, Allah onunla seni bir derece yükseltmesin. Ve senden bir hatâyı onunla düşürmesin.”  İM1422  İbn Mâce İkâmetu’s-Salavât, 201

7-

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ هَمَّامٍ عَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ يَا مَعْشَرَ الْقُرَّاءِ اسْتَقِيمُوا فَقَدْ سُبِقْتُمْ سَبْقًا بَعِيدًا فَإِنْ أَخَذْتُمْ يَمِينًا وَشِمَالاً ، لَقَدْ ضَلَلْتُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا .

-…….Huzeyfe (R) şöyle demiştir: — Ey Kur’ân okuyucuları topluluğu! (Allah’ın emrine yapışmanız suretiyle) dosdoğruyola giriniz. (Eğer doğru yola girerseniz) şübhe-siz sizler açık bir öne geçişle öne geçirilmiş olursunuz. (Eğer emre mu­halefet edip de) dosdoğruyoldan sağa ve sola giden yolları tutarsanız, muhakkak pek uzak bir sapıklıkla sapmış olursunuz! B7282  Buhari, İ’tisâm, 10

 

8-

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ عَنْ يُونُسَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ أَخْبَرَنِى حُمَيْدٌ قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِى سُفْيَانَ يَخْطُبُ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِى الدِّينِ ، وَإِنَّمَا أَنَا قَاسِمٌ وَيُعْطِى اللَّهُ ، وَلَنْ يَزَالَ أَمْرُ هَذِهِ الأُمَّةِ مُسْتَقِيمًا حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ ، أَوْ حَتَّى يَأْتِىَ أَمْرُ اللَّهِ » .

-…….Bize İbnu Vehb, Yûnus’tan haber verdi ki, tbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Humeyd haber verip şöyle dedi: Ben Muâviye ibn Ebî Sufyân(R)’dan işittim, o hutbe yapıyordu, şöyle dedi: Ben Peygamber(S)’den işittim, şöyle buyuruyordu: “Allah Taâlâ her ki­min hayrını irâde ederse, ona dîn hususunda (büyük bir) anlayış ve­rir. Ben (verici değil) yalnız aranızda taksim ediciyim. Veren ise Allah ‘tır. Bu ümmetin işi, kıyamet kopuncaya -yâhud: Allah ‘m emri gelinceye- kadar hep hakk dîn üzerinde dosdoğruolmakta devam edecektir” B7312

9-

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ بَيَانٍ أَبِى بِشْرٍ عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِى حَازِمٍ قَالَ دَخَلَ أَبُو بَكْرٍ عَلَى امْرَأَةٍ مِنْ أَحْمَسَ يُقَالُ لَهَا زَيْنَبُ ، فَرَآهَا لاَ تَكَلَّمُ ، فَقَالَ مَا لَهَا لاَ تَكَلَّمُ قَالُوا حَجَّتْ مُصْمِتَةً . قَالَ لَهَا تَكَلَّمِى ، فَإِنَّ هَذَا لاَ يَحِلُّ ، هَذَا مِنْ عَمَلِ الْجَاهِلِيَّةِ . فَتَكَلَّمَتْ ، فَقَالَتْ مَنْ أَنْتَ قَالَ امْرُؤٌ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ . قَالَتْ أَىُّ الْمُهَاجِرِينَ قَالَ مِنْ قُرَيْشٍ . قَالَتْ مِنْ أَىِّ قُرَيْشٍ أَنْتَ قَالَ إِنَّكِ لَسَئُولٌ أَنَا أَبُو بَكْرٍ . قَالَتْ مَا بَقَاؤُنَا عَلَى هَذَا الأَمْرِ الصَّالِحِ الَّذِى جَاءَ اللَّهُ بِهِ بَعْدَ الْجَاهِلِيَّةِ قَالَ بَقَاؤُكُمْ عَلَيْهِ مَا اسْتَقَامَتْ بِكُمْ أَئِمَّتُكُمْ . قَالَتْ وَمَا الأَئِمَّةُ قَالَ أَمَا كَانَ لِقَوْمِكِ رُءُوسٌ وَأَشْرَافٌ يَأْمُرُونَهُمْ فَيُطِيعُونَهُمْ قَالَتْ بَلَى . قَالَ فَهُمْ أُولَئِكَ عَلَى النَّاسِ .

Kays ibn Ebî Hazım şöyle demiştir: Ebû Bekr, Buceyle kabilesinin Ahmes kolundan Zeyneb denilen bir kadının yanına girdi ve onu konuşmuyor gördü. Yanındakilere: — Bu kadının nesi var ki konuşmuyor? diye sordu. Oradakiler: — Konuşmayarak hacc yaptı, dediler. Ebû Bekr, kadına: — Konuş, çünkü konuşmamak halâl olmaz; bu konuşmamak, Câhiliyet amelindendir, dedi. Bunun üzerine kadın konuştu da Ebü Bekr’e: — Sen kimsin? diye sordu. Ebû Bekr: — Muhacirler’den bir adamım, dedi. Kadın: — Hangi muhacirler? dedi. Ebû Bekr: — Kureyş’ten olan muhacirler, dedi. Bu sefer kadın: — Sen Kureyş’in hangi boyundansın? dedi. Ebû Bekr: — Sen çok suâl sorucu bir kadınsın. Ben, Ebû Bekr’im, dedi. Kadın: — Câhiliyet devrinin ardından Allah’ın bize getirmiş olduğu bu iyi iş (yânı İslâm Dîni) üzerinde bekaamız ne kadar olur? dedi. Ebû Bekr: — İslâm üzerinde bakî olmanız, imamlarınız sizleri dosdoğrutut­tuğu müddetçe olur, dedi. Kadın: — İmamlar nedir? diye sordu. Ebû Bekr: — Senin kavminin onlara emretmekte olan ve onların da kendi­lerine itaat etmekte bulundukları birtakım başkanları ve şerifleri vardır, değil mi? dedi. Kadın: — Evet, vardır, dedi. Ebû Bekr: — İşte onlar, insanlar üzerinde doğrultucu önderlerdir, dedi .  B3834  Buhari, Menakıbu’l-Ensar, 26

10-

أَخْبَرَنَا عَفَّانُ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ بَهْدَلَةَ عَنْ أَبِى وَائِلٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ : خَطَّ لَنَا رَسُولُ اللَّهِصلى الله عليه وسلميَوْماً خَطًّا ثُمَّ قَالَهَذَا سَبِيلُ اللَّهِ ». ثُمَّ خَطَّ خُطُوطاً عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ ثُمَّ قَالَهَذِهِ سُبُلٌ ، عَلَى كُلِّ سَبِيلٍ مِنْهَا شَيْطَانٌ يَدْعُو إِلَيْهِ ». ثُمَّ تَلاَ (وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِى مُسْتَقِيماً فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ ).

Bize Affân haber verip (dedi ki) bize Hammâd b. Zeyd rivayet edip (dedi ki) bize Asım b. Behdele, Ebû Vâ’Ü’den, (o da) Abdullah b. Mes’ûd’dan (naklen) rivayet etti (ki Abdullah) şöyle dedi: Resûlullah -salallahu aleyhi ve sellem- bir gün bize bir çizgi çizdi. Sonra, “Bu, Allah’ın yoludur” buyurdu. Ardından bunun sağından solundan bazı çizgiler çizdi. Sonra, “Bunlar (bir takım) yollardır. Onlardan her yolun başında, ona çağıran bir şeytan vardır.” buyurdu. Sonra da şu âyet-i okudu: “Şüphesiz ki (emretdiğim) bu (yol) benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun. (Başka aykırı) yollara tâbi olmayın. Sonra sizi onun (yani Allah’ın) yolundan ayırır. DM208  Darimi, Mukaddime, 23

11-

حَدَّثَنَا وَكِيعٌ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ قَالَا حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الثَّقَفِيِّ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قُلْ لِي فِي الْإِسْلَامِ قَوْلًا لَا أَسْأَلُ عَنْهُ أَحَدًا غَيْرَكَ قَالَ أَبُو مُعَاوِيَةَ بَعْدَكَ قَالَ قُلْ آمَنْتُ بِاللَّهِ ثُمَّ اسْتَقِمْ

Süfyan b. Abdullah es-Sekafi’ den (Radıyallahü anh): Rasülullah’a (Sallallahü aleyhi ve sellem): ‘Ey Allah’ın Rasulü, bana İslamla ilgili başkasına sormayacağım bir şey söyle!’ dedim. Buyurdu ki: ” ‘Allah’a iman ettim’ de, sonra da dosdoğru ol!”  HM15494   İbn Hanbel, III, 413

12-

حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ عَنْ سَالِمٍ عَنْ ثَوْبَانَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اسْتَقِيمُوا وَلَنْ تُحْصُوا وَاعْلَمُوا أَنَّ خَيْرَ أَعْمَالِكُمْ الصَّلَاةُ وَلَنْ يُحَافِظَ عَلَى الْوُضُوءِ إِلَّا مُؤْمِنٌ

Rasullullah’ın (mevlası) Sevban’dan (Radıyallahü anh): Hz. Peygamber (Sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle dedi: “dosdoğru olun, (bunun sevabını) sayamazsınız/hakkından gelemez siniz. (Bir rivayette de; dosdoğru olun ki kurtuluşa eresiniz, şeklinde nakledildi. ) Bilin ki amellerinizin en hayırlısı namazdır. Sürekli abdestli olma halini sadece (hakiki) mü’min korur.”  HM22737 İbn Hanbel, V, 276

13-

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِىٍّ قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَابِرٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ فِى صَلاَتِهِ بَعْدَ التَّشَهُّدِ « أَحْسَنُ الْكَلاَمِ كَلاَمُ اللَّهِ وَأَحْسَنُ الْهَدْىِ هَدْىُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم » .

“Sözün en güzeli Allah’ın kelâmı, en güzel yol da Muhammed’in yoludur.”  15 N1312 Nesâî, Sehv, 65.